Ekosistem ve İnsan...

2013-04-01 19:15:00


http://1.bp.blogspot.com/_WnZTW-hPizQ/S8JXFolOe6I/AAAAAAAAACo/wVHChm1lyY8/s1600/ekosistem.jpg
Bu yazım ekosistemi değiştirmek ve olumsuz yönde etkilenmesine yol açma pahasına yapılmış ve yapılmakta olan faaliyetlerden sadece birini gözler önüne serecek.
Bilindiği gibi doğada biz insanların varlığından pek de hoşnut olmadığımız varlıklar mevcuttur. Bunların başında yılanlar ve sivrisinekleri sayabiliriz, bu liste uzayıp gidebilir.
Bu türlerin varlıklarını tümden ortadan kaldırabilmek için insanoğlu bugüne kadar olağanüstü çabalarda bulunmuştur,başardıkları anda ise yapılan hatanın bedelinin ne kadar ağır ödendiği ortaya çıkmıştır. Hangi konudan bahsediyorum dersiniz??
Tabii ki de bugüne kadar böcekleri ve özellikle sivrisinekleri yok etmek amacıyla doğaya saçılan kimyasallardan bahsediyorum. Bunların başında DDT dediğimiz böcek ve sinek ölümünde olağanüstü etkili olan ilaç gelmektedir. Nedir peki DDT ve ne işe yarar hangi amaçlar için kullanılır??
DDT- Diklorodifeniltrikloretan'ın kısa yazılışı; son derece kuvvetli bir böcek öldürücüdür ve kalıntılarının yaklaşık 15 yıl varlığını sürdürdürdüğü anlaşılmıştır. 1950’li yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlanmış, sivrisinek ve çeşitli böceklerin yok edilmesinde uzun yıllar etkili bir silah olarak yerini almıştır. 1960’lı yıllarda DDT’nin tarımda ve hayvancılıkta da kullanımının hızlıca yer aldığı ve kullanımının artarak insanoğluyla temasının yaygınlaştığı farkedilmiştir. Yapılan araştırmalar besin zincirine giren bu tür böcek ve bitki öldürücü kimyasalların insan vücüdunda depolandığına ve birçok sağlık problemine yol açtığını kanıtlamıştır. DDT böceklerden kuşlara, kuşlardan balıklara ve insanoğluna ulaşmaya başlayınca besin zincirindeki dramatik etkisi ortaya çıkmıştır. Yapılan gözlemler sonucu birçok balık ve kuş türünün DDT yüzünden yok olma tehlikesiyle karşılaşması yanında insanların da olumsuz sağlık sorunlarıyla ölümcül sayılabilecek hastalıklarla boğuştukları ortaya çıkmıştır.

DDT kullanarak yaşamlarına son verilen sivrisinek, böcek ve yılanların aslında ekosistemde çok önemli bir rol oynadıkları bu hatanın yapılışından sonra ortaya çıkan dehşet sahneleriyle açığa kavuşmuştur. Birçok kaynak tarafından yapılan araştırma ve açıklamalar bunu doğrulamaktadır. Tübitak’ın yaptığı bir açıklamada şu sözlere yer verilmiştir. ‘Bir canlının ekosistem içerisinde tanımlanabilecek rolüne besin ve enerji zinciri-ağları içerisinde bulunduğu yere ilişkilerinin bütününün kendisine biçtiği işe `niş` adı veriliyor. Bir canlı türünün yok olması eğer ekosistemde o’nun nişini doldurabilecek bir canlı bulunmuyorsa kesinlikle doğal dengede aksamaya sebep olur.`
TÜBİTAK`ın bu açıklamasında, yaratılan her türün ekosistem denilen büyük tabiat düzeninde bir görevi ve yeri olduğu anlaşılıyor.



Sivrisineklerin de ekosistemdeki besin zincirinde önemli bir yerleri vardır. Ekosistemde her türün bir hayati yeri ve görevi vardır. Kurbağalar, balıklar, kertenkeleler , bukalemunlar, kuşlar ,yarasalar ve böcek larvaları; sivrisinek ve larvalarıyla beslenirler. Bu yüzdendir ki, göllerin bulunduğu bölgelerde sivrisineklerden nasibini alan çevre halkını kurtarabilmek için göllere balık bırakılmaya başlanır. Sivrisinekler hastalık bulaştırmada oldukça etkili olduklarından dolayı son yüzyıllarda onları yok etmek veya kontrol altına alabilmek için birçok kimyasal ve biyolojik çalışma yapılmıştır. Sivrisineklerin kontrolü hastalıkların yayılmasını engellemek için ne kadar önemli ve gerekliyse, kullanılan yönemlerin de ne kadar etkili ve çevre dostu olması gerekliliği de göz ardı edilmemelidir. Ayrıca , sivrisinek türünün ortadan kaldırılmasıyla hastalıkların bulaşması ve yayılmasının da engellenemeyeceği bir gerçektir.


Prof. Dr. Orhan Kural`İnsanlığın Bencilliği ve Ekosistem` başlıklı bir makalesinde DDT denilen sivrisinekleri yok etmek için kullanılmış bir kimyasal ile ilgili şu ilginç olayı aktarır: `DDT 1874 tarihinde bir Alman Kimyacı Othmar Zeidler tarafından bulunduktan 65 yıl sonra İsviçre`li Kimyacı Müller tarafından `böcekleri yok ettiği anlaşılmış` ve bu kişiye bir de üstüne 1948`de Nobel ödülü verilmiş. Ne de olsa her şey insan için değil mi? Bakın neler oldu DDT`nin ilerleyen yıllardaki öyküsünde! Endonezya`nın Borneo Adası`nda Dünya Sağlık Örgütü`nce 1950`li yıllarda sıtmaya karşı DDT kullanıldı. İlk yıllarda çok başarılı (?) bir mücadele ile sivrisinekler ve sıtma hastalığı kontrol altına alınmış ancak bir süre sonra veba salgını ortaya çıkmış ve yerlilerin sazdan yaptıkları damları başlarına çökmeye başlamış. Bilimsel çalışmalar yapılmış ve DDT`nin tırtılların düşmanı olan faydalı böcekleri öldürdüğü anlaşılmıştır. Predatörleri ortadan kalkan tırtıllar çoğalmış sazları yemeğ e başlamışlar evlerdeki hamamböceklerinden bulaşan DDT beslenme yolu ile hamamböceklerinden kertenkelelere geçmiş ve onların da ölümüne neden olmuştur. Bu şekilde tüm ekosistem bozulmuş. Kedi popülasyonu azalınca bu defa adada fareler artmış ve veba salgını çıkmış. Sıtma hastalığı tedavi edilebilir ama ekosistem `asla`.
Bakın daha sonra neler oldu ? Amerika`da yaşayan penguenlerde bile DDT bulundu. Atmosfer olayları ve deniz akıntısı ile bu zehirler Güney Kutbu`na kadar yayıldı. DDT hızlı bir kuş katili oldu çıktı. Özellikle kartal atmaca pelikan ve şahin gibi yırtıcı ve balık avlayıcı kuşların dokularında DDT birikiyordu. Böylece bu hayvancıkların yumurtalarının kabukları inceldi ve üreme şansları azaldı. Ormanların DDT ile ilaçlanması sonucu burada yuva yapan ateş karıncaları tamamen yok oldu. Ormanlık alanlardan nehirlere taşınan DDT burada bulunan sazan ve alabalık topluluklarını etkilemiş ve somonların yarısı da can çekişerek ölmüştür. Sonunda bu zehrin uzun bir besin zinciri ile yolu ile `insan vücuduna` ulaşıp vücutta biriktiği de anlaşılmış ve ancak keşfinden 30 yıl sonra, önce DDT denen zehire Nobel ödülü veren İsveç`te ardından da tüm dünyada kullanımı yasaklanmıştır.` (Prof. Dr. Orhan Kural `İnsanlığın Bencilliği ve Ekosistem` başlıklı makalesinden alıntıdır).

Sonuç olarak çoğu durumda insanoğlunun bencilliği doğanın dengesini bozabilmektedir. Bunun örnekleri maalesef her geçen gün artmaktadır. Doğanın dengesini bizi rahatsız eden canlıları öldürmekle başlayıp bozulan dengeye, küresel ısınmayı da ekleyerek çıkmaza sürüklemeye en son hızla devam ediyoruz. Artık durup düşünme zamanıdır, ne dersiniz??? Dünyanın sadece biz insanoğluna ait olmadığını ve çevre sistemine verilen her zararın bizlere de olumsuz etkilerle döneceği gerçeğini artık görebilmemiz gerekiyor.



Haftanın Sözü
-İnsanoğlu, doğanın bir parçası olduğunu kabul ettiği gün, daha iyi bir çevreye sahip olacağız. Doğa, kirleteni asla affetmez. (Prof.Kriton Curi)



Bunları biliyormuydunuz?
1962 yılında 82 milyon kilogram DDT üretilmiş ve 80 milyonu etkin olarak ayni yıl kullanılmıştır.



 

859
0
0
Yorum Yaz