Kimyasal Atıklar!!!

2009-12-01 01:43:00
27 KASIM 2009 tarihli Halkin Sesi gazetesinden.....

 

 Bu haftaki yazımda gazetemiz manşetlerinde de yer alan çevreye gelişigüzel bırakılmış kimyasal atıklardan, çevreye ve bizlere verdikleri zararlardan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle kimyasal atık nedir bunun açılımını yapmak ve hangi atık türlerinden bahsettiğimizi anlamamız gerekmektedir. Tehlikeli kimyasal atıklar Çevre örgütü tarafından,insan sağlığına ve çevreye zararlı etkileri olan, ekolojik dengeyi bozan ve bunlarla ilgili risk faktörü içeren atıklar olarak tanımlanmıştır.  Kimyasal atıklar taşıdıkları yanıcı, korozif ,reaktif ve toksik özelliklerinden dolayı tehlikeli kimyasal atıklar olarak sınıflandırılmışlardır.

 

Peki nelerdir bu kimyasal atıklar, hangi maddeleri kimyasal atık olarak adlandırabiliriz?

 

Tıbbi atıklar , yağ ve sıvı yakıt atıkları, belli başlı kozmetik ve endüstriyel atıklar ve en önemlisi evde kullanılan bazı ürünler, tıbbi ilaçlar , hatta bazı hobi malzemeleri(ör.fotoğraf makinesi malzemeleri) olarak sınıflandırabiliriz. Bu maddelerden bazılarını listeleyerek bir tabloda topladım ki günlük yaşantımızda kullanımına sıklıkça yer verdiğimiz hangi ürünlerin kimyasal madde ve atık olarak sınıflandırıldığının farkına varalım , kullanırken ve atarken bir kez daha düşünelim.

 

Evde kullanılan ve kimyasal madde içeren ürünler

İlaç dolabı

Kendin yap malzemeleri

Ulaşım

N  Piller

N  Enerji tasarrufu sağlayan lambalar/ampüller

N  Floresan ışıkları

N  Sıvı lavabo-aş ürünleri,çamaşır suları

N  Lamba için kullanılan gaz yağı

N  Sineksavarlar ve benzeri ilaçlar

N  Deodorant ve oda spreyleri

 

N  İlaçlar

N  Civalı termometre

N  Enjeksiyon iğneleri

N  Boya, vernik,cila,koruyucu boya,ahşap için kullanılan bakım maddeleri,vs.

 

N  Akü

N  Benzin

N  Motor yağı, işlenmiş yağ ve fren yağı

N  Yağ filtreleri

 

 

Tıbbi atıklar kimyasal atıkların en önemli ve bertarafı en zor olan üyesidir. Laboratuar atıkları ve burada kullanılan kimyasal madde atıkları, farmosotik atıklar, eski ilaçlar, eritici ve mikrop öldürücü temizlikte kullanılan maddeler, anestezide kullanılan gazların kalıntıları , sterilizasyon için kullanılan gazların kalıntıları ve tabii ki laboratuar cihazları atıkları. Sağlık kuruluşlarından çıkan bu uzun zehirli atık listesini görünce insan ister istemez düşünmeden edemiyor, bize sağlık vermek için hizmet veren bu kuruluşlar bu atıkların bertarafında gösterilen özensizlikle aslında bize hastalıkların ve sağlıksız bir çevre ve de hayatın kapılarını sonuna kadar açıyorlar. Maalesef günümüzde sağlık kuruluşlarından çıkan tehlikeli atıklar insan sağlığı için oldukça korkutucu etkiler taşımakla birlikte birçok ülkede olduğu gibi ülkemiz de bu atıkların bertarafında oldukça yetersiz ve duyarsız kalmaktadır.  Ülkemizde değil tıbbi atıklar tarihi geçmiş ve zehirli atık sınıfına giren kozmetik ürünleri bile etrafa kontrolsüz ve fütursuzca atılabiliyor.

 

Ozon tabakasının tahribi, asit yağmurları, sera tesiri, hava, kara , yeryüzü ve yeraltı sularının kirlenmesi, ormanların ve tarım alanlarının azalması yani kısaca hayat alanının kısalması çevreye bilinçsizce verdiğimiz zararların ve başlıca kimyasal atıkların kontrolsüzce yaşam döngüsüne girmesine izin vermemizle ortaya çıkmıştır. Kullandığımız her deodorant ve/veya sprey ozon tabakasının incelmesine bu da cilt kanserlerinin artmasına yol açmaktadır. Petrol ve kömür gibi fosil yakıtların kullanımı da sera etkisini açıklayıcı temel nedendir. Atmosfer ısısının artması , bugünlerde iyice kendini hissettiren kuraklık, buzulların erimesi çevreye verdiğimiz zararların bize dönüşümüdür.

 

 

 

Dünya çapında çevreye verilen zararların giderilmesi ve kalıcı çözümler üretmek için çalışmalara yapılmaktadır. Hiçbirşey için geç olmadığı gerçeğiyle birlikte bu harekette küçüklü büyüklü tüm toplumların katkı koyması kaçınılmaz ve zorunluluk olmalıdır. Peki biz ne yapmalıyız? Burada en büyük iş devlete ve tabi ki toplum bireylerine düşüyor, bu maddelerin kullanımının en aza indirilmesi, geri dönüşümü ve uygun bertaraf yöntemlerinin seçilip uygulanması için önemli adımlar atılması sanırım bugünden itibaren kendi geleceğimiz ve gelecek nesillerin sağlığı ve varlığını sağlamak için oldukça ehemmiyetlidir.  

 

 

 

Ağır metaller içeren tehlikeli atıklar ve zararları:

 

                Çoğu kimyasal atıklar içerdikleri ağır metaller yüzünden tehlikeli atıklar olarak sınıflandırılmışlardır ki, ağır metallerin doğada ve dolayısıyle insan vücudunda akümülasyonu çeşitli ve ölümcül olabilecek hastalıklara neden olabilmektedir. Dünyada ağır metal olarak sınıflandırabilecek 50 nin üzerinde metal bulunmaktadır. Özellikle kurşun, civa, arsenik ve kadmiyum insan sağlığı için oldukça tehlikeli ve insanları zehirleyen metaller olarak ün yapmışlardır.  Bunun yanında bazı metaller bilindiği gibi insan vücudu fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gereklidir. Bunların başında bakır,çinko ve kromu sayabiliriz. Bununla birlikte bu metallere olan doğal ihtiyaç dışında gereken dozdan fazla alınması toksik etkisi yapmakta ve insanoğlunun zehirlenmesine sebep olabilmektedir. 

 

Peki bu ağır metallere hangi yollarla maruz kalıyoruz? Bu metaller bize, içme sularımızdaki kirlenme, soluduğumuz kirletilmiş hava yoluyla ve tabi ki kirletilmiş toprak sayesinde besin  zincirine karışarak ulaşmaktadır. Sudaki ve topraktaki kirlenme besin kaynaklarımızın ; meyve, sebze, balık ve balık ürünlerinin metalleri akümüle etmesiyle dolaylı olarak istemesekde bizlere ulaşmaktadır. Burada toprak, su ve hava kirliliğinin önemi açıkca ortaya çıkmaktadır.

 

 

Maalesef şu anda dünya genelinde, pınarlar, göller ,nehirler ve hatta buzullar olmak üzere tüm içme suyu kaynakları kimyasal kirlenmeye maruz kalmışlar ve belli bir oranda kirlilik içermektedirler.

 

 

Ağır metaller ve neden oldukları hastalıklar:

 

D  Antimon daha çok pillerde ve boya maddelerinde bulunur. Yüksek oranda bu metale maruz kalan kişilerde öldürücü etkiler görülmesede kansorejen etkisi olduğuna inanılmaktadır. 

 

D  Kadmiyum, çinkoyla benzer özellikler taşımakla beraber insan vücudu için az oranda gerekli olmakla beraber vücudun yüksek dozlarda  maruz kalması durumunda böbrek yetmezliği ve akciğer hastalıklarına yol açtığı gözlemlenmiştir. Nikel piller bu metalin en yaygın olarak görüldüğü alandır.

 

D  Krom yaygın olarak boyalarda kullanılır. Uzun süreli maruz kalınması böbrek ve akciğer problemlerine yol açar.

 

D  Bakır, kadmiyum ve çinko gibi insan vücudu için az dozlarda gerekli olmakla beraber yüksek oranda maruz kalınma durumunda anemi, böbrek , mide, bağırsak ve akciğerlerde çeşitli rahatsızlıklara yol açmaktadır. Bakır çoğunlukla bakır borulardan geçen içme suyu yoluyla insanlara ulaşmaktadır.

 

D  Kurşun, fetus ve bebeklerde oldukça ters etkilere yol açmakla beraber  birçok kronik hastalığa sebep olabilmektedir. Kurşuna hava , su ve kara yoluyla maruz kalınabilmektedir.

 

D  Civanın insanlar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Metalik civa, barometre, termometre ve floresan lambalarda bulunur. Civa gıdalarda doğal olarak bulunmaz besin zincirine girerek orada birikir , örneğin civayı barındıran balıkların tüketilmesiyle insanları etkiler. Civa sinir sistemi bozuklukları , DNA , kromozomlara ve beyin fonksiyonlarına verdiği zararlarla bilinmektedir.

 

D  Arsenik hava, su ve gıdalar yoluyla alınır. Büyük oranda arseniğe maruz kalma birçok hastalığa neden olmakla beraber ölümle de sonuçlanabilir. Arsenik birçok kanser hastalığına neden olabilmektedir, bu özelliklerinden dolayı uluslararası kanser araştırmları ajansı ve çevre koruma örgütü tarafından insanlar için kansorejen olarak tanımlanmıştır.

 

 

 

2038
0
0
Yorum Yaz