Nükleer Enerjiye Var Mısın ,Yok Musun?

2013-04-01 19:02:00



Dünyayı ikiye bölen birçok insanın ve fikrin karşı karşıya gelmesine neden olan, nükleer enerji. Başlıktan da anlayabileceğiniz üzere nükleer enerji sahip olduğu birçok olumlu etki ve toplumlara sağlayabileceği olumlu gelişmeler yanında yol açtığı felaketler ve ölümlerle anılmaktadır. O yüzden bir toplumun nükleer enerjiyi kabullenebilmesi , santrallerin kurulup çalışır duruma getirilmesi, verilmesi oldukça zor bir karar gibi duruyor. Dünyanın birçok yerinde santrallerin kurulması aşamasında destekcilerin yanı sıra birçok protestoyla karşılaşan nükleer santraller Çernobil felaketi sonrası protestoların artması sonucu projelerin rafa kalkmasıyla son bulmuştur. ABD’de 17 yıldır santrallerin yapılmadığı, Çernobil felaketinden sonra 128 santral projesinin iptal edildiği, buna benzer durumların İspanya, İtalya, İngiltere ve İsviçre de de yer bulduğu bilinmektedir. Tüm bunlara rağmen nükleer enerji ve santrallerin yapılmasını destekleyen büyük bir topluluğun olduğu ve çoğu bilim adamının da destek verdiği bir gerçektir.


Nükleer enerji yıllar boyunca enerji kaynaklarına bir alternatif olarak görülmüş ve bu yolda çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi enerji kaynakları yenilenebilir kaynaklar(Rüzgar, güneş, jeotermalve su) , fosil kaynakları (petrol, kömür,doğalgaz) ve nükleer enerji olarak kategorilere ayrılabilir. Nükleer enerji ile ilgili çalışmalar yapılırken bunun çok iyi bir enerji kaynak alternatifi olabileceği düşünülmüş ve bu konu üzerinde yoğun çalışmalar yapılmıştır. Peki gerçekten durum bu mudur? Gelin once nükleer enerjiyi tanımlayalım sonra da çevreye karşı olumlu ve olumsuz etkilerinden bahsedelim.

Nukleer enerji bir atomun cekirdeğinde gerceklesen reaksiyonlar sonucu olusan enerjidir. Cekirdek reaksiyonları genel olarak bir kutle kaybı ile gerceklesir ve bu kutle kaybı da, Einstein tarafından onerilen o meshur E=mc2 esitliğine gore(E:enerji, m:kutle, c:ısık hızı) enerjiye donusur. Bu enerji olağanustu buyuklukte bir enerjidir. Mesela 1 g kutle enerjiye donusurse, 22x109 kcal’ye esdeğer bir enerji acığa cıkar ki, bu enerji yaklasık olarak 2500 ton iyi kaliteli komurun (ısı değeri 8 000 kcal/kg) verebileceği enerjiye esittir. Nükleer santrallerin ürettiği enerjinin evlerde musluklarınızda akan su kadar ucuz ve kolaylıkla temin edilebileceği vurgulanmaktadır.

Nükleer enerjinin fosil enerji kaynaklarına göre çevre dostu olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni enerji oluşumu sırasında herhangi bir karbondioksit üretmemesidir. Böylece günümüzde en büyük sorunlardan biri olarak gösterilen sera gazı emisyonlarının artmasını engeller. Nükleer santraller , termik santrallerin aksine asit yağmurlarına yol açabilecek kükürt dioksit veya azot oksitler gibi gazlar üretmez ve atmosfere bırakmazlar.




Öte yandan, nükleer enerji santrallerinde enerji üretimi sırasında çıkan radyoaktif atıklar çevreye yayılmakta ve olumsuz olarak etkilemektedir. Her ne kadar birçok bilim adamı tarafından yayılan radyoaktif etkinin göz ardı edilebilecek bir oranda olduğu söylense de nükleer enerji santrallerinin dolaylı ve direk olarak yol açtığı olumsuz etkileri göz ardı etmek imkansız gibi duruyor.

New York Bilimler Akademisi’nin, Çernobil felaketinin 24. Yıldönümünde Şubat 2010’da yayınlanan bir kitabına göre, 1986 yılında yaşanan kazanın sonucunda dünyanın dört bir tarafından yaklaşık bir milyon insan, salınan radyasyona maruz kalarak hayatını kaybetti. Bu kitabın yazarlarına göre , “Son 23 yılda, nükleer enerjinin nükleer silahlardan bile daha tehlikeli olduğu açıkça ortaya çıktı. Sadece bir reaktörden açığa çıkan radyoaktif salım, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombalardan yüzlerce kat daha fazla radyoaktif serpintiye sebep oldu.”

“Hiçbir ülkenin vatandaşlarının radyoaktif serpintiden korunabileceğinin garantisi olmadığı ve sadece bir reaktörün bile bütün yerkürenin yarısını kirletebileceği; Çernobil kaynaklı serpintinin bütün Kuzey Yarım Küreyi etkilediği vurgulanmıştır.”

Yine bu kitaba göre, yaklaşık 550 milyon Avrupalı ve Kuzey Yarım Kürede yaşayan 150 ile 230 milyon arası insanın ciddi oranda radyasyona maruz kaldığı belirtilmiştir. Serpintinin ABD ve Kanada’ya kazadan dokuz gün sonra ulaştığı da belirtilenler arasında yerini almıştır.

Bu kitaba göre o dönemde ciddi şekilde radyasyona maruz kalmış bölgelerde insanların yanı sıra , toprak , bitki ve sularda halen radyoaktif etkilerden muzdarip . Toprakta , suda ve bitkilerde halen ciddi oranda radyoaktif kimyasalların olduğuna inanılıyor. (Chernobyl:Consequences of the Catastrophe for People and the Environment-Çernobil felaketinin insan ve çevre üzerindeki etkileri)

Nükleer enerjinin diğer enerji kaynaklarına karşı sahip olduğu çevre dostu özelliklere karşın yol açabileceği çevre felaketlerine de değinmeye çalıştım. Bu durumda karar sizin..Siz olsanız yakınlarınızda,topraklarınızda , ülkenizde nükleer enerji santrallerinin olmasını ister miydiniz? Varlığından rahatsız olur muydunuz? Diğer ülkelerde yapılan protestolara mı yoksa nükleer enerji santrallerinin kurulmasını destekleyen faaliyetleri mi desteklerdiniz? ...Ne dersiniz?....

Beste Çubukçuoğlu

72
0
0
Yorum Yaz